Çocuk tecavüzleri, yeteri kadar uzamadı mı?

Uzadı gerçekten. Bu sorun, muhtemelen tam sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok çocuğun hayatına, hayallerine, okuluna, geleceğine mal oldu ve olmaya devam ediyor. Ama bu umursamazlığa, bu duyarsızlığa, bu ‘acayip ahlak anlayışına,’ bir çocuk daha kurban veremeyiz. Çocuklara yönelik tecavüz vakaları, kurumları, şunu veya bunu suçlamak için değil, aksine, tüm resmi ve özel kuruluşların onurunun korunması, itibarının yerine gelmesi, hayatları kararan çocukların daha güvende hissedebilmeleri için, bir bir açığa çıkarılmalı. Zira ortada gerçekler yoksa, onurdan, ahlaktan da söz etmek mümkün değil.

Bir tecavüzden daha kötüsü, tanıdığın, güvendiğin birinin tecavüzüne uğramak olsa gerek. Bir tecavüzden daha kötüsü, daha çocukken, büyük hayallerle gittiğin okullarda, yurtlarda, hayranlıkla baktığın öğretmenlerin, gözetmenlerin, daha da kötüsü daha çocukken, en güvende hissetmen gereken yerde, evinde, yakınlarının tecavüzüne uğramak olsa gerek. Çünkü bu durumlarda çocuğun sadece bedenine, ruhuna, tecavüz edilmiş olmuyor, çocuğun ailesine, okuluna, yurduna, tüm kurumlara, ülkesine ve genel olarak hayata güveni de yerle bir oluyor. Okumaya devam et

Reklamlar

Acılar – Mucizeler

Aygen Aytaç

‘Bu şiddeti doğuran ne? Cehalet ve Nefret – Yani Öğrenmenin ve Düşünmenin tam zıttı… Rasyonel aklın temelini oluşturan öğrenme ve düşünme olmazsa, dünya ayakta kalamaz. Her iyi niyetli insan, öğrenmeyi ve düşünmeyi içselleştirmeli. Herkes, sıkıcı olmak pahasına, tekrar tekrar, aklın şiddete galip geleceği bir dünyada ısrar etmeli.’

Ünlü Besteci Leonard Bernstein, 1963 yılında eski Amerikan Başkanı John F. Kennedy’nin öldürülmesinden sonra New York’ta, birçoğu sanatçı ve yazarlardan oluşan binlerce kişiye hitaben yaptığı konuşmada böyle diyordu. Bu konuşmadan 50 yıl sonra, dünyanın ve özellikle Türkiye’nin, çatışmalar ve terörün yol açtığı acılarla felce uğradığı bir dönemde, Bernstein’in, şiddete yol açan cehalet ve nefretin panzehri olarak gösterdiği öğrenme ve düşünme her zamankinden daha anlamlı ve gerekli gibi görünüyor.

Örneğin, şiddete başvuranlar, ne kadar mucizevi varlıklar olduklarını öğrenebilselerdi, hayat hakkında, insan hakkında, tüm canlılar hakkında yaşamın değerini bilecek kadar bilgi edinebilselerdi, dışlanmış hissetmeyip, okuyabilseler, iş bulabilseler, tüm potansiyellerini kullanabilselerdi, küçükken onlara bir Einstein, bir Mozart, bir Marie Curie olabilecekleri söylenseydi, hayallerini gerçekleştirmeleri için önlerine imkanlar sunulsaydı, farklı kentlerden ülkelerden arkadaşlar edinselerdi, onların da kendileri gibi, doğa harikaları olduğunu düşünselerdi, hiç başkalarına zarar verebilirler miydi? Okumaya devam et