Al Gülüm Ver Gülüm Kalkınma

adam

‘Yoksul bir kişiye balık vereceğine, balık tutmayı öğret’ cümlesi, uluslararası örgütlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kalkınma ajanslarının dilinden düşmüyor. Hatta bu cümle, birçoğunun sloganı… Her ne kadar Türkiye’de henüz bu yıllanmış kalkınma anlayışına bile pek geçilemediyse de -hala yoksula balık vermeye devam edilse de- aslında balık tutmayı öğretmek de ne kadar işe yarıyor tartışılmalı. Tabii ki, biri çıkıp, aç açına dikkatimi öğrenmeye veremiyorum dese, verecek cevabımız olmaz. Ama peki balık tutmayı öğrenenler, karınlarını doyurabiliyor mu acaba? Okumaya devam et

Reklamlar

Karın doyunca yoksulluk bitiyor mu?

 

Screen Shot 2016-03-18 at 20.20.23
Maç için İspanya’ya giden Hollandalı taraftarların verdiği sadaka karşılığında şınav çekmeye zorlanan yoksul mülteci kadınlar
Aygen Aytaç

Önümüze çıkan sokak hayvanlarının durumunu iyileştirmek için onlara yemek ya da sıcak bir yer verebiliriz, hatta hastaysa veterinere de götürebiliriz. Bunun için, çok okumuş, çok gezmiş, çok bilmiş olmak, politika yapıcı ya da devlet büyüğü olmak gerekmiyor. Peki bu böyleyse, Türkiye gibi bir ‘ekonomik gücün’ yoksulluk politikasının, gıda ve yakacak yardımından, duruma göre barınacak bir yerden ve yine duruma göre iyi-kötü bir sağlık hizmetinden öteye geçmesini beklememiz gerekmez mi?  Türkiye’de herkesin üzerine basa basa telaffuz ettiği ‘vicdan’, giderek derinleşen  yoksulluk sorununu çözmeye yeterli mi?

Acaba, yoksulluk algımız mı, bizi, ‘yardım eli uzatmak’ gibi kestirme çözüm yollarına iten? Halbuki dünyadaki birçok yoksulluk araştırması, istenmeyen, sevilmeyen, itilen kakılan, herkes tarafından yok sayılan kişi olmanın, yiyecek bir şeyi olmamaktan çok daha büyük bir açlık/acı, çok daha büyük bir yoksulluk olduğunu gösteriyor.

Okumaya devam et

Bu 8 Mart’ta Türkiye, Dünyanın En Büyük 18. Ekonomisi, Peki Ünzile Şimdi Kaç Koyun Ediyor?

woman-and-sheep

Aygen Aytaç

Yıl 2016. Yeni bir 8 Mart. Yine bir Dünya Kadınlar Günü. Peki 30 yıl önce birkaç koyuna alınıp satıldığı için adına şarkılar yazılan Ünzile, bugün ne durumda? Zira son 30 yılda, Türkiye ve benzeri birçok gelişmekte olan ülke, ekonomilerini eşi benzeri görülmemiş bir hızla büyütüp, ‘gelişmiş ülkeler’ arasına girdi.

Endüstri Devrimi’nin beşiği İngiltere’nin kişi başına düşen milli gelirini ikiye katlaması 150 yılını almıştı; daha sonra sanayileşen Amerika Birleşik Devletleri’nin ise, tam 50 yılını… [1] Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkeler ise, sadece son yirmi yılda milli gelirlerini ikiye katladılar. Okumaya devam et

Ekonomik Büyüme otomatik olarak İnsani Gelişmeyi sağlar mı?

Aygen Aytaç

Dünyada doğal olarak farklı kalkınma anlayışları var. Kimine göre kalkınma, ekonomik büyüme, kimine göre ekosistemin korunması, diğerlerine göre herkesin ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanabilmesi ya da kadın-erkek eşitliğinin sağlanması anlamına gelebiliyor.

Kamu politikaları da, her yönetimin anlayışına göre oluşturuluyor. Ne yapılacağını, politikayı yapanların değer yargıları belirliyor. Örneğin politikacıların, yoksulluğun, parasızlık olduğuna ya da temel ihtiyaçlardan yoksunluk olduğuna inanmaları, farklı farklı politikalar izlenmesine yol açıyor. Hatta, politikalara gelene kadar, bu farklı anlayışlar, araştırmaların da o anlayış doğrultusunda yapılmasına, verilerin o anlayış doğrultusunda toplanmasına sebep olabiliyor. Kısacası vizyon, özellikle politika yapıcılar düzeyinde büyük önem taşıyor. Okumaya devam et