Çocuk tecavüzleri, yeteri kadar uzamadı mı?

Uzadı gerçekten. Bu sorun, muhtemelen tam sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok çocuğun hayatına, hayallerine, okuluna, geleceğine mal oldu ve olmaya devam ediyor. Ama bu umursamazlığa, bu duyarsızlığa, bu ‘acayip ahlak anlayışına,’ bir çocuk daha kurban veremeyiz. Çocuklara yönelik tecavüz vakaları, kurumları, şunu veya bunu suçlamak için değil, aksine, tüm resmi ve özel kuruluşların onurunun korunması, itibarının yerine gelmesi, hayatları kararan çocukların daha güvende hissedebilmeleri için, bir bir açığa çıkarılmalı. Zira ortada gerçekler yoksa, onurdan, ahlaktan da söz etmek mümkün değil.

Bir tecavüzden daha kötüsü, tanıdığın, güvendiğin birinin tecavüzüne uğramak olsa gerek. Bir tecavüzden daha kötüsü, daha çocukken, büyük hayallerle gittiğin okullarda, yurtlarda, hayranlıkla baktığın öğretmenlerin, gözetmenlerin, daha da kötüsü daha çocukken, en güvende hissetmen gereken yerde, evinde, yakınlarının tecavüzüne uğramak olsa gerek. Çünkü bu durumlarda çocuğun sadece bedenine, ruhuna, tecavüz edilmiş olmuyor, çocuğun ailesine, okuluna, yurduna, tüm kurumlara, ülkesine ve genel olarak hayata güveni de yerle bir oluyor.Biz sonra istediğimiz kadar, insani gelişmeden, eğitimden, herkesin hayallerini gerçekleştirmesini sağlamaktan söz edelim. Eğer bir ülkede, değil çocukların yüzde 20’si, sadece biri bile tecavüze, tacize uğradığında, o ülke ayağa kalkmıyorsa, tecavüz edilen çocuğun tekrar güvenini kazanmanın, onu hayata kazandırmanın olası tek yolu da tıkanmış oluyor.

Kaldı ki, Türkiye’de sadece Adalet Bakanlığı’ndaki çocuk istismarı davalarına bakılırsa (ki tecavüz olaylarının hassasiyetinden ötürü, bu sayının, buzulun sadece görünen kısmı olma ihtimali çok yüksek), her yıl 20 bine yakın çocuk cinsel istismara uğruyor. Yani bir yıl içinde, her gün, günde 54 çocuk cinsel olarak istismar ediliyor. Bu, her 26 saniyede bir çocuğun cinsel saldırıya uğraması demek. Bu, her yıl, 1999 Marmara depreminde ölenlerin toplam sayısı kadar çocuğun ölmekten beter edildiği anlamına geliyor.

Bu olaylar önemsenmedikçe, üstü kapatıldıkça, ‘aman adımız lekelenmesin, ‘onurumuz’ zedelenmesin’ diye görmezden gelindikçe, kol kırılıp, yen içinde kaldıkça, özellikle resmi kurumlardaki vakalarda, cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen görevlinin soruşturulabilmesi için o kurumun izni gerektikçe, çocuklara acımadan saldıranların at koşturması için daha geniş bir alan açılmış oluyor.

Nasıl ki, tencerenin kapağı açılmadıkça, kaynayan suyun taşması, kapak daha sıkıysa, patlaması önlenemezse, kurumlar, kuruluşlar, evler, yurtlar içinde yaşanan çirkinlikler de gün yüzüne çıkmadıkça, temiz havayla, tüm bireylerin vicdanlarıyla temas etmedikçe, kaynaşır durur.

Bu korkunç saldırılara artık dur demenin, durmayanları cezalandırmanın, çocuk mağdurlara yalnız olmadıklarını göstermenin zamanı çoktan geldi geçiyor. Bunun sorumluluğu, devlette, mecliste, dernekte, savcılıkta, doktorda, şunda bunda değil, herkeste… Herkes bu feci olayların gün ışığına çıkartılması, yaraların sarılmasına yardım edilmesi için seferber olmalı. Her bir birey, insan olarak, insan olduğu için bu sorumluluğu hissetmeli. Bin tane yanlış içinde bile, bir tane doğru yapma şansı varsa, bu fırsatı kaçırmamalı.

Bunun yakın zamandaki örneklerinden biri, ABD ordusu içindeki binlerce tecavüzün gün ışığına çıkartılması için yürütülen kampanya. Oscar ödülüne de layık görülen ‘Görünmez Savaş’ (The Invisible War) adlı belgesel, sadece aynı adlı bir sivil toplum koalisyonunun  kurulmasına ve çok sayıda tecavüz mağduruna yardım eli uzatılmasına sebep olmadı, ayrıca, ABD Başkanı Barack Obama’nın da, 2013 yılında Deniz Kuvvetleri Akademisi’nin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, konuyu ele almasına neden oldu. Obama’nın aşağıdaki sözleri, Türkiye için de, hem kadın, hem çocuk tecavüzleri için, önem taşıyor:

‘Ben dahil, ülkeyi yönetenlerin tümü, halkın güvenine layık olmaya devam etmek için durmadan mücadele vermeli. Siz de bu yolda ilerlerken, bizim de sizin onurlu duruşunuza ihtiyacımız var. Yol, kolay ve açıkken değil de, zor ve belirsizken, size doğru yönü gösteren o iç pusulanıza ihtiyacımız var. Belki, tam o karar anında, nasılsa kimsenin sizi görmediğini düşünebilirsiniz. Ama unutmayın, şeref, aynen karakter gibi, kimse size bakmazken yaptıklarınızla ortaya çıkar.’

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s